Yaşlanan Nüfus ve Sağlık Sorunları

Prof. Dr. H. Erdal Akalın

Amerika Birleşik Devletleri Sayım Bürosu’nun (U.S. Census Bureau) 20 Temmuz 2009 tarihinde yayınladığı rapora göre, dünyada yaşlı nüfus bugüne kadar görülmemiş bir hızla büyümektedir ve yakın bir gelecekte genç nüfusu geçecektir. Tüm dünyada 65 yaş ve üstü popülasyon 2008 yılı ortalarında 506 milyon olarak hesaplanmıştır, bu sayı 2040 yılında iki katına çıkarak 1.3 milyar olacaktır. Bu rakam tüm dünya nüfusunun %14’ünü temsil edecektir.

Rapora göre 2008 ile 2040 arasında pek çok ülkede 80 yaş ve üstü nüfus %233 artış göstererek, toplam popülasyonun en hızlı büyüyen bölümü olacaktır. Yaşlanan nüfus hem zengin hem fakir, hem gelişmiş hem de gelişmekte olan ülkelerin ekonomik büyümesini ciddi bir şekllde yavaşlatacaktır. Sosyal güvenlik ödemelerinde, sağlık harcamalarının karşılanmasında güçlükler ortaya çıkacak, kamu harcamalarının yeniden yapılanması gerekecektir.

Avrupa Birliği’nin 2006’da yayınladığı rapora göre bugün her yaşlı (65+ yaş) kişi için 4 Avrupalı çalışmakta iken, bu sayı 2050 yılında 2 olacaktır. Bu da kamu harcamalarında özellikle soyal sigorta ve sağlık harcamalarında ciddi sorunlara yol açacaktır. Bu rapora göre 2030 yılında Avrupa Birliğinin büyüme hızı yarı yarıya azalmış olacaktır. Çalışan nüfus (15-64 yaş) 2010 yılından itibaren azalmaya başlarken, 2060 yılında %15 oranında bir düşme gösterecektir. Buna karşılık 65+ yaş grubu 2008 yılında 85 milyon iken, 2060 yılında 151 milyona ulaşması beklenmektedir. Bu grubun içinde yer alan 80+ ileri yaşlı kişi sayısı ise aynı yıllarda 22 milyondan 61 milyona çıkacaktır.

Türkiye’deki duruma gelince; Türkiye İstatistik Kurumu Haber Bülteni’ndeki son güncellemeye göre (Sayı 14, 26 Ocak 2009) Türkiye nüfusu 71.517.100’dür. Bunun %6.8’i 65+ yaş grubundadır (yaklaşık 4.863.163 kişi). Hacettepe Üniversitesi Nüfus Etütleri Enstitüsü’nün son çalışması da, “Türk Nüfus ce Sağlık Araştırmaları, 2008, TNSA-2008) bu veriyi doğrulamaktadır. Eğer Avrupa Birliği ve Dünya için yapılan projeksiyonlar gözönüne alınırsa, 2040 yılında bu sayının iki katına çıkması beklenmelidir (9.726.326 kişi). Türkiye’nin hem sağlık sisteminin hem de sosyal güvenlik sisteminin buna hazırlıklı olması gerekmektedir.

Bütün bu bilgiler Tablo 1 de özetlenmiştir.

Tablo 1: Demografik istatistikler ve beklentiler

Popülasyon              Yaşam beklentisi       %60+yaş

(milyar)                         (Doğumda, yıl)

1950  2007  2050    1950  2007  2050    1950  2007  2050

Dünya                                   2,5      6.6      9.0      46.6    66.5    75.1    8.2    10.7    21.7

Gelişmiş                    0.8      1.2      1.2      66.1    76.2    82.1    11.7  20.7    32.4

Gelişmekte               1.7      5.4      7.8      41.1    64.6    74.0    6.4      8.4    20.0

Değişen demografinin getireceği sorunlar:

Gerek Amerika Birleşik Devletleri’nde, gerekse Avrupa ülkelerinde yapılan çalışmaların sonuçlarına bakılırsa, tüm dünyayı bundan sonraki 30-50 yıl zorlayacak olan sorunlar şunlardır:

  1. Yaşlanan nüfus, ve en yaşlıların (85+ yaş) hızlı artışı,
  2. Uzayan yaşam süresi,
  3. Gelişmiş ülkelerde toplam nüfusta azalma (yaklaşık %13),
  4. Kamu sosyal güvenlük sistemi ve sağlık sistemi harcamalarında baskı ve zorlanmalar,
  5. Çoğu ülkelerde resmi sosyal güvenlik sisteminin olmaması,
  6. Gelişmemiş veya az gelişmiş soyal güvenlik ve sağlık ‘’özel sigorta’’ sistemleri,
  7. Görülme sıklığı gittikçe artan kronik hastalıklar (tüm dünyada, gelişmekte olan ülkelerde daha hızlı olmak üzere)
  8. İnfeksiyon hastalıkları ve kronik hastalıkların birlikte getirdiği ‘’çifte yük’’,
  9. İyi yetişmiş sağlık çalışanı ihtiyacında artma (bugün bile dünyanın çoğu bölgesinde sayının yetersiz olduğu biliniyor),

10.  Bugünkü sağlık sistemlerinin yetersiz kalacağı beklentisi (sistemler yaşlı nüfusa ve kronik hastalıklara uyum sağlayamazsa, ki bu hali ile sağlamaları olanaksız, yetersiz kalacakları çok açık),

11.  Yaşlı nüfusa sahip çıkma veya bakımını yüklenme sorumluluğunda ailenin rolünün azalması (gelişmiş ülkelerde yaygın olarak görülen bu yaklaşımın gelişmekte olan toplumlarda da yaygınlaşması).

Kronik Hastalıklar:

Yaşlı nüfusun getirdiği en önemli sağlık sorunu ‘’kronik hastalıklar’’dır. Daha önceleri gelişmiş ülkelerin önemli bir sağlık sorunu olarak görülen kronik hastalıklar Dünya Sağlık Örgütü’nün raporlarına göre artık gelişmekte olan ülkelerin de önemli sağlık sorunlarının başında gelmektedir. Bu ülkelerde kronik hastalıkların görülme sıklığı çok hızlı artış göstermektedir. Kalp hastalığı, hipertansiyon, diabet, astım, kronik akciğer hastalıkları gibi kronik hastalıklar Amerikan toplumunun %30-46’ını etkilemektedir. Her 10 ölümün 7’sinin nedeni kronik hastalıklardır. Amerika Birleşik Devletleri’nde 65+ yaş popülasyonun yaklaşık %80’inde en az bir, %50’sinde ise en az 2 kronik hastalık olduğu saptanmıştır. Örneğin diabet 65+ yaş grubunda olan 5 kişiden 1’ini (%18.7) etkilemektedir. Yaş ilerledikçe görülme oranı yükselmektedir. Diabet yüksek morbidite ve beraberinde artan sağlık harcamaları ile birlikte gitmektedir.  Alzheimer hastalığı gibi uzun süreli ve büyük sağlık harcamalarına neden olan dejeneratif bir hastalık 65+ yaş grubunda %10, 85+ yaş grubunda ise %47 oranında görülmektedir.

Türkiye’deki duruma gelince; Sağlık Bakanlığı Tedavi Hizmetleri Genel Müdürlüğü “Kronik Hastalıklar Raporu” 16 Şubat 2006 tarihinde yayınlanmıştır. Buna göre, ülkemizde 22 milyon kişi bir veya daha fazla kronik hastalığın etkisi altındadır. Rapora göre 15 milyon kişide hipertansiyon, 4 milyon kişide diyabet, 3 milyon kişide kronik obstrüktif akciğer hastalığı ve 2 milyon kişide de koroner kalp hastalığı olduğu belirtilmektedir. Türk Hipertansiyon Prevalans Çalışması, ülkemizde erişkin nüfusta yaklaşık 15 milyon hipertansif birey olduğunu (prevalans %31.8), bunların yalnız %40’ının kan basıncı yüksekliğinin farkında olduğunu, %31’inin antihipertansif tedavi aldığını göstermiştir. Kan basıncı kontrolü, tüm hipertansiflerde %8, kan basıncı yüksekliğinin farkında olan ve tedavi alanlarda ise %20 oranında bulunmuştur. Türk Diyabet Vakfı’nın çalışmasında, erişkinlerde diabetes mellitus prevalansı %7.2, hipertansiyon prevalansı %29, obesite prevalansı %22 olarak saptanmıştır.

Kronik Hastalıklar ve Sağlık Harcamaları:

Ralph Synderman, Amerika Birleşik Devletleri’nde sağlık harcamalarının %75’inin kronik hastalıklar için yapılmakta olduğunu, bu hastalıkların maliyetinin 1 trilyon dolara yaklaşmakta olduğunu ve bu harcamalara rağmen beklenen sağlık sonuçlarına ulaşılamadığını belirtmiştir (Prospective Health Care Planning: Can it transform health care? Enabling Prospective Health Care, 2002 Duke Health Sector Conference). Yapılan çalışmalar sağlıklı bir kişinin yıllık sağlık harcamalarının yaklaşık 1,000 dolar olmasına karşılık, kronik hastalığı olanlarda yıllık sağlık harcamalarının 6,000 ila 16,000 dolar arasında değiştiğini göstermektedir. Sağlık harcamalarının %75’i kronik hastalıkları olan popülasyona yapılmaktadır. Hollanda’da yapılan bir çalışmada genel popülasyonda ortalama yıllık sağlık harcamaları kişi başına 1,100 Euro iken, kronik hastalıklı bir kişinin hayatının son yılındaki sağlık harcamaları ortalama 14,906 Euro olarak saptanmıştır. Ulusal sağlık harcamalarının %10’unun hayatın son senesini yaşayan kişilere yapıldığı ortaya konmuştur.

Kronik hastalıkların topluma olan yükleri de (direk ve indirek maliyetlerin toplamı, yani tıbbi harcamalar + üretime olan etkileri) çok yüksektir. Bazı önemli kronik hastalıkların Amerika Birleşik Devletleri’nde hesaplanan hastalık yükleri Tablo 2’de sunulmuştur.

 

Tablo 2: Kronik hastalıkların topluma olan yükleri

_________________________________________

Kalp Hastalıkları                              $230 milyar

Kanser                                         $202 milyar

Diabet                                         $132 milyar

Obesite                                       $132 milyar

Hipertansiyon                               $104 milyar

İnme (felç)                                  $  51 milyar

KOAH                                         $  32 milyar

HIV/AIDS                                    $  29 milyar

Depresyon                                  $  44 milyar

__________________________________

Kaynak: Jan Malcolm, The Robert Wood Johnson Foundation, 2003

 

Türkiye’de yapılan ‘’Hastalık Yükü Çalışması’’nda, 60 yaş ve üstü nüfusta hastalık yükü en fazla olan 10 hastalığın 9’unun, 15-59 yaş grubunda ise 10 hastalığın 7’sinin kronik hastalıklar olduğu saptanmıştır.

Neler Yapılabilir?

Kronik hastalıklar ve yaşlı nüfusun getirdiği sağlık sorunları ile başedebilmek için yeni bir sağlık stratejisi geliştirmek gerekir. Bu sorunları göğüsleyebilmek için tüm dünyada kamu sağlık kurumları ve sivil toplum örgütleri, bugüne kadar infeksiyon hastalıkları, ana/çocuk sağlığı gibi konulara ayırdıkları kaynaklara ek olarak, yaşlı erişkinlerde sağlıklı kalmayı teşvik eden, engelli/özürlü hale gelmeyi önleyici ve yaşam kalitesini iyileştirmeye yönelik programlar geliştirmeli ve bunun için yeterli kaynaklar ayırmalıdırlar.

Tüm dünya ülkelerinin, demografik kaymanın yanı sıra, ekonomik performans, gelir ve zenginliğin dağılımı, iklim değişiklikleri ve sonuçları, yerel ve global çevre sorunları ve sağlığa etkileri ve şehirleşme gibi birbirinin içine girmiş ve birbirini etkileyen konularda bilgilenmeleri, gelişebilecek sorunları önleyeci tedbirler almaları ve ortaya çıkan sorunları çözecek programlar hazırlamaları gerekmektedir. Bunun için de yeterli kaynaklara bir an önce sahip olmalıdırlar.

Kronik Hastalıklara Yaklaşım:

Kronik hastalıkların iyi yönetilmesi hem sağlık hizmetinin kalitesini yükseltecek, hem de sağlık harcamalarının daha verimli yapılmasını sağlayacaktır. Bunun için kronik hastalık bakım programları uygulanmaktadır. Bu programların en yaygın olan kullanılanı, hastalık yönetimi modelidir.

Hastalık yönetimi, sağlık hizmetlerinin ve ilgili iletişimin koordine edildiği ve hastanın kendi bakımını üstlenmesinin önemli olduğu hastalıklar için geliştirilmiş bir sistemdir.

Hastalık yönetimi;

•Koruyucu sağlık hizmetlerini teşvik eder,

•Uygun tanı ve tedavi planlamasını destekler,

•Klinik etkinliği en üst düzeye çıkarır,

•Etkin olmayan ve gereksiz hizmetleri elimine eder,

•Maliyet-etkin tanı ve tedavi yöntemlerini kullanır,

•Uygun kalite standartları ile sağlık hizmeti sunumunun en verimli bir şekilde yapılmasını sağlar,

•İşlev ve işlemleri sürekli iyileştirir.

Hastalık yönetimi daha iyi sağlık sonuçlarına, daha verimli bir şekilde erişebilmek için hizmet sunumu süreçlerini integre eder. Böylece; daha iyi klinik sonuçların elde edilmesi sağlanır, sağlık harcamaları azalır ve daha iyi yönetilir, klinik uygulamalarda kanıta-dayalı rehberler ve protokollerin kullanımını ön plana geçer, hasta ve hekimi, ekip çalışması kavramı ile destekler.

Diğer kronik bakım modelleri de aynı temel ilkeler içinde geliştirilen programlardır.

Sonuç olarak, önümüzdeki 20-30 yıl içinde toplum ve sağlık sisteminin karşılaşacağı en önemli sorun, yaşlanan nüfus ve bunun getireceği sonuçlar olacaktır. Gelişebilecek sorunları ve bunların sonuçlarını iyi algılayan ve hazırlık yapan toplumlar, hem sağlık, hem de ekonomik sorunların üstesinden gelmeyi başarabilecekler, toplum üyelerine daha kaliteli bir yaşam sağlıyacaklardır.

Kaynaklar

  1. Türkiye İstatistik Kurumu, www.tuik.gov.tr
  2. Hacettepe Üniversitesi Nüfus Etütleri Enstitüsü, www.hips.hacettepe.edu.tr
  3. A global perspective why population aging matters. National Institute on Aging, National Institute of Health, U.S. Department of Health and Human Services, U.S. Department of State, 2007.
  4. The 2009 ageing report: Economic and budgetary projections for the EU-27 Member States (2008-2060). Forthcoming EUROPEAN ECONOMY 2/2009.
  5. The future of pensions and healthcare in a rapidly ageing world. Scenarios to 2030. World Economic Form 2008.
  6. Sağlık Bakanlığı Tedavi Hizmetleri Genel Müdürlüğü “Kronik Hastalıklar Raporu”, 16 Şubat 2006
  7. T.C. Sağlık Bakanlığı, Refik Saydam Hıfzısıhha Merkezi Başkanlığı, Hıfzısıhha Mektebi Müdürlüğü, Başkent Üniversitesi, “Ulusal Hastalık Yükü ve Maliyet-Etkililik Projesi, Hastalık Yükü Hesaplamaları”, 2004.

Not: KALDER tarafından yayınlanmakta olan derginin “Sağlık Dosyası” ekinde yayımlanmıştır.