Ulusal Hastalık Yükü ve Maliyet Etkililik Projesinden Çarpıcı Sonuçlar

Doç. Dr. Simten Malhan, Başkent Üniversitesi Sağlık Kurumları İşletmeciliği Bölümü, Ulusal Hastalık Yükü ve Maliyet Etkililik Projesi-Müdahale Maliyetleri Direktörü (2005)

Ülkemizde Sağlık Bakanlığı desteği ile Başkent Üniversitesi araştırmacıları tarafından yürütülen ve 2005 yılında tamamlanan “Ulusal Hastalık Yükü ve Maliyet Etkililik” projesinin amaçları, toplumumuzda görülen temel hastalık neden veya neden grupları için yaş, cinsiyet, Türkiye’nin 5 bölgesi ile kır-kent tabakalarına göre erken mortalite ve hastalık yükünü ölçmek, karşılaştırmalı bir çerçevede seçilen bazı risk faktörlerinin hastalık yüküne olan katkısını analiz etmek ve gelecek 20 yıl boyunca yüksek hastalık yüküne neden olabilecek çeşitli senaryoları değerlendirmek olarak sıralanabilir.

Sağlık düzeyini arttırma ve beklenen yaşam sürelerini uzatma çabaları, Dünya Sağlık Örgütü’nün de öngördüğü gibi, ülkelerin demografik yapılarını değiştirebilmektedir. Artan yaşlı nüfus ve buna bağlı olarak ulusal hastalık örüntülerinin yakın gelecekte değişmesi durumuna karşı ülkenin alt yapısının da hazırlıklı olması gerekmektedir.

Politikacıların doğru kararlar alabilmesi için öncelikle mevcut verilere gereksinim duyulmaktadır. Demografik verilerin bir kısmı elimizde bulunmasına rağmen, “Ulusal Hastalık Yükü ve Maliyet Etkililik” projesine kadar ileriye yönelik sağlık politikaları ve planlamaları için gerekli olan bazı basit epidemiyolojik veriler elimizde bulunmamaktaydı.

Bir ülkede yapılmak istenen sağlık yatırımlarının nereye yapılacağı, toplumu oluşturan bireylerin sağlık düzeyinin nasıl gelişim gösterdiği ve toplumun yaşam kalitesinin yükseltilmesi için yapılacak yatırımların en maliyet-etkin olanının seçilebilmesi gibi konularda yol göstebilecek, ayrıca uluslararası karşılaştırmaların yapılmasına olanak sağlayacak ortak ölçütlere gereksinim vardır. Bu doğrultuda önerilen sağlık çıktı birimlerinden birisi 1996 yılında Murray ve Lopez tarafından geliştirilen maluliyete ayarlanmış yaşam yılları (disability adjusted life years-DALY) metrik ölçü birimidir. Basit epidemiyolojik verilere dayanan sağlık gereksinimlerini değerlendirme yöntemleri, ölümle sonuçlanmayan sakatlık ve işlev kaybı gibi durumlardan kaynaklanan sağlık gereksinimlerini belirlemekten oldukça uzaktır. Ayrıca, bu hesaplamalarda ölümcül olmayan sağlık durumları hesaba katılmamaktadır. DALY ölçütü ise hastalık ya da sakatlık nedeniyle “kayıp olan yıllar” ile erken ölüm nedeniyle kaybedilen yılların bir arada hesaplanmasıyla oluşturulmaktadır. Bu sayede, DALY farklı sağlık girişimleri sonucu ilave sağlıklı bir yaşam yılı üretebilmek için gerekli maliyetlerin karşılaştırılmasına da yardımcı olmaktadır.

Toplumdaki belirli hastalıkların yükünü hesaplamanın sağladığı avantajlardan bazıları aşağıda sıralanmaktadır.

·         Sağlık sisteminde karar verici mekanizmaların, sağlık hizmetlerinin planlanması ve sunumunda gerekli olan toplumsal öncelikleri saptamalarına yardımcı olmak

·         Sağlık sisteminde karar verici otoriteleri bilgilendirip, çalışmalarına yön veren bilimsel araştırmaların önceliklerinin belirlenmesinde yönlendirici olmak

·         Toplumda risk altındaki ve sağlık hizmetlerine öncelikli gereksinimleri olan grupların saptanmasına yardımcı olmak

·         Halk sağlığı çalışanlarının eğitimlerinin geliştirilip güncellenmesine yardımcı olmak

·         Hastalık yükü ölçütlerini, sağlık programlarının planlanıp değerlendirilmesinde karşılaştırabilir birimler olarak kullanmak

·         Uluslararası karşılaştırmalar yapabilmek, farklı sağlık sistemlerinin performanslarını değerlendirip, diğer sosyal, ekonomik, politik ve kültürel değişkenlerle ilişkilerini incelemek

2001–2005 yılları arasında sürdürülen “Ulusal Hastalık Yükü ve Maliyet Etkililik” projesinde hastalık yükü ile birlikte kaybedilen yaşam yılları da hesaplanmış ve kaybedilen her yaşam yılının ne kadara mal olduğu tespit edilmiştir. Bu sonuçlara dayanarak sağlık politikalarına yansıması gereken noktalar vurgulanmıştır.

Bu çalışmadan çıkarılan çarpıcı sonuçlardan birisi, Türkiye’nin maruz kaldığı pek çok hastalığın aslında çok düşük maliyetlerle önlenebileceğinin gösterilmesidir. Bu çalışmada koruyucu sağlık hizmetlerine yapılması gereken yatırımların maliyetleri tespit edilmiş, bu hastalıklara ait maliyetlerin sağlık ocakları ve hastane boyutlarında çözümlenmesi gibi durumlarda oluşacak maliyet kalemleri gibi detaylı bilgilere ulaşılmıştır. Ayrıca sağlık harcamalarının akılcı yapılmasına yönelik önemli sonuçlar elde edilmiş; örneğin ishal tedavisinin sağlık ocağındaki maliyetinin hastanedeki maliyetinden 7 kat daha az olduğu tespit edilmiştir. Çalışmanın bu bölümü Türkiye’nin gereksinim duyduğu temel sağlık hizmeti paketlerinin oluşturulmasına katkıda bulunabilecek olumlu yansıma olarak kabul edilmektedir.

Türkiye’de, ulusal düzeyde en yüksek hastalık yüküne neden olan durumlar incelendiğinde ilk sırayı iskemik kalp hastalığı almaktadır. İkinci sırada ise erkeklerde perinatal nedenler, kadınlarda ise serebrovasküler hastalıklar bulunmaktadır (Tablo 1).

 

Tablo 1: Ulusal düzeyde en yüksek hastalık yüküne neden olan ilk 10 hastalık

Erkekler

%

Kadınlar

%

İskemik Kalp Hastalığı

8,9

İskemik Kalp Hastalığı

8,9

Perinatal Nedenler

8,8

Serebrovasküler Hastalıklar

6,9

Serebrovasküler Hastalıklar

6,3

Perinatal Nedenler

5,5

Alt Solunum Yolu Enfeksiyonları

3,8

Alt Solunum Yolu Enfeksiyonları

5,4

Trafik Kazaları

3,3

KOAH

3,8

Konjenital Anomaliler

3,1

Hipertansif Kalp Hastalığı

3,7

KOAH

3

Diyabet

2,9

Osteoartritler

2,9

Meme Kanseri

2,8

Unipolar Depresif Hastalıklar

2,6

İnflamatuvar Kalp Hastalığı

2,6

İshalle Seyreden Hastalıklar

2,1

İshalle Seyreden Hastalıklar

2,5

 

Ölümcül olmayan, sakatlığa bağlı hastalık yükünü göz ardı edip, ulusal düzeyde ölüme neden olan ilk 10 hastalığı incelediğimizde; her iki cins için iskemik kalp hastalığı birinci sırada, serebrovasküler hastalıklar ikinci sırada yer alırken erkeklerde üçüncü sırayı kronik obstrüktif akciğer hastalığı, kadınlarda ise perinatal nedenler almaktadır (Tablo 2).

 

Tablo 2: Ulusal düzeyde ölüme neden olan ilk 10 hastalık

Erkekler

%

Kadınlar

%

İskemik Kalp Hastalığı

20,7

İskemik Kalp Hastalığı

22,9

Serebrovasküler Hastalıklar

14,5

Serebrovasküler Hastalıklar

15,7

KOAH

7,8

Perinatal Nedenler

5,9

Perinatal Nedenler

5,6

Alt Solunum Yolu Enfeksiyonları

4,5

Trake, Bronş ve Akciğer Kanseri

4,4

KOAH

3,5

Alt Solunum Yolu Enfeksiyonları

4

Hipertansif Kalp Hastalığı

3,3

Hipertansif Kalp Hastalığı

2,7

Diyabet

2,9

Trafik Kazaları

2,6

Meme Kanseri

2,1

İnflamatuvar Kalp Hastalığı

1,8

İnflamatuvar Kalp Hastalığı

2

Konjenital Anomaliler

1,6

İshalle Seyreden Hastalıklar

1,6

 

Az gelişmiş ülkelerde perinatal hastalıklardan dolayı meydana gelen ölümlerin sık görülmesi beslenme yetersizliği veya doğum esnasında yaşanan problemlere bağlanmaktadır. Türk toplumunda ölüm nedenleri arasında ilk sıraları almayan kanser vakaları, Batı bölgelerinde özellikle de Ege bölgesinde daha yoğun olarak görülmektedir. Ayrıca toplumumuzda giderek artan şişmanlık ve beraberinde getirdiği tehditler de ciddi boyutlardadır. Yüksek kan basıncı, sigara kullanımı, yüksek kolesterol, yetersiz fiziksel aktivite, düşük düzeyde meyve ve sebze tüketimi, alkol kullanma ve yetersiz su sanitasyonu da yüksek hastalık yüküne neden olan risk faktörleri arasında yer almaktadır. Çalışmadaki diğer bir önemli bulgu ise, bu risk faktörlerinin ortadan kaldırılması ile önlenebilecek olan ölümlerdir (Tablo 3).

 

Tablo 3: Risk faktörlerinin ortadan kaldırılması ile önlenebilecek olan ölüm sayıları

Risk Faktörleri

Önlenebilir Ölüm Sayıları

Yüksek Kan Basıncı

108.468

Obezite (>30 Vücut Kitle İndeksi)

57.143

Sigara İçme

54.699

Yüksek Kolesterol

49.029

Yetersiz Fiziksel Aktivite

45.120

Düşük Düzeyde Meyve ve Sebze Tüketimi

38.734

Alkol Tüketimi

13.435

Yetersiz Su Sanitasyonu

5.619

 

SONUÇ

Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de beklenen yaşam sürelerinin uzatılması için çalışmalar yapılmakta, mortalite hızlarında düşüşler görülmektedir. Bunun anlamı gelecekte yaşlı bir nüfus ile karşı karşıya olacağımızdır. Bilim ve teknolojideki gelişmeler giderek artan bir sağlık hizmeti talebine ve bazı durumlarda da bu hizmetlerin yüksek maliyetlerde verilmesine neden olmaktadır. Tüm bu gelişmeler ise ülkelerin sağlık bütçeleri üzerinde artan bir baskı uygulamaktadır. Sağlığa ayrılmış olan kısıtlı kaynaklar ileride daha fazla insan tarafından paylaşılacaktır. Bu sebeplerden ötürü sağlık yatırımlarının bölgelere akılcı dağıtımı ancak bölgesel sağlık gereksinimlerinin doğru saptanması ile olasıdır.

Bu duruma ek olarak, ölümcül olmayan sağlık koşullarının sağlık planlaması ve öncelik oluşturmada uygun olarak yansıtılmasını sağlamaya yönelik, giderek artan bir kamu ve politika kaygısı bulunmaktadır. Artık birçok ülke mevcut sağlık hizmetlerinden elde ettikleri sonuçları gözden geçirmek ve böylece kaynakların maliyet-etkili şekilde kullanılmasını sağlamak üzere kaynakların yeniden tahsis edilmesi için çalışmalar yapmaktadırlar.

“Ulusal Hastalık Yükü ve Maliyet Etkililik Projesi” sadece ölümle sonuçlanan hastalık durumlarını değil, ölümcül olmayan ancak maluliyete neden olan hastalıkları da ortaya koyarak ve gelecek 20 yıl için bu hastalıkların projeksiyonlarını da vererek sağlık politikalarının yapılandırılmasına önemli ışık tutacak veriler sağlamıştır. Önemli olan, bu sağlık çıktılarına ait verilerin bilgiye dönüştürülmesi ve kaynakların akılcı dağıtımında etkin önceliklerin oluşturulmasına yarar sağlamasıdır.

 


 

Öksüz E, Malhan S. “Sağlığa Bağlı Yaşam Kalitesi: Kalitemetri”, Başkent Üniversitesi Yayınları, 2005, Ankara

T.C. Sağlık Bakanlığı-Refik Saydam Hıfzıssıhha Merkezi Başkanlığı Hıfzıssıhha Mektebi Müdürlüğü, Hastalık Yükü Çalışması Raporu, 2006, Ankara