İnternet doktorların pabucunu dama mı atıyor?

İnternet doktorların pabucunu dama mı atıyor?

İnternet doktorların pabucunu dama mı atıyor?

“Hiç şüphesiz ki doktor-hasta ilişkisi karşılıklı bir iletişim sürecidir.” Hem hasta hem doktor farklı beklentiler içerisindedir. Bu ilişkiler ve beklentiler internet ortamına nasıl yansımaktadır? Hastalar, “internette yer alan doktorlara ait web sitelerine nasıl yaklaşmakta? Neler talep edilmektedir? Doktorumun Hastasıyım.Com” ile birlikte Elgiz Yılmaz, bu alanda yeni bir bakış açısına imza atıyor.

Galatasaray Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi Yar.Doç.Dr. Elgiz Yılmaz’ın bu kitabında; Doktor-hasta iletişiminde doktorun ve hastaların beklentileri nelerdir? sorusundan ve “Hastaların internette yer alan doktorlara ait web sitelerine, çeşitli başlıklar altındaki sağlık forumlarına ve bazı özel sağlık kuruluşları tarafından verilen ‘internet hastanesi’, ‘doktorunuzla on-line görüşün’ hizmetlerine yoğun talep göstermesi” durumundan yola çıkarak;  çeşitli branşlarda uzman ve Türkiye’de görev yapan doktorlarla görüşülerek, yurtdışında doktor-hasta iletişiminde yaygın olarak kullanılan internet teknolojilerinin ve sosyal medyanın bu ilişkide sahip olduğu ve olması gereken pay analiz etmiş.

Hasta ve hasta yakını ile etkili iletişim kurma ve sorun çözme teknikleri,örneklerle açıklanan doktor-hasta iletişiminde sözsüz iletişimin önemi, bireyin sağlığa olan eğilimi, sağlıksızlığa dayalı endişesi, korku, çekinme veya umursamazlığının, doktorları ile kuracakları iletişimine etkisi, hastaların sağlık inancı modeli, hastalıkların tedavisinde doktor-hasta etkileşimi / işbirliği, sağlık kurumlarında çalışan diğer görevlilerin, ayaktan tanı, test ve tedavi için başvuran hastalarla olan iletişimleri kitapta yer alan diğer konu başlıkları.

Yar.Doç. Dr. Elgiz Yılmaz ve Mavna Yayınlarından çıkan kitabı, 12-20 Kasım 2011 tarihleri arasında 30. İstanbul Kitap Fuarı’nda Salon 2 604 D standında okurlarıyla buluşuyor.

Doktorlar ve Hastalar Ne İster?

İnternet ve Sosyal Medya Doktorların Pabucunu Dama Atıyor mu?

Özellikle sağlık sektöründe iletişim kanallarının kapalı bir görüntü yansıtması toplumsal ve sosyal bir sorun olarak görülmektedir.

Sağlık personelinin kendi aralarında kullandıkları dili, hastalar ile kurulan iletişime taşımalarının iletişimsel sürecin en önemli sorunlarından biri olduğu söylenebilir. Özellikle doktorların hastalarıyla olan ilişkilerinde mesleki terminolojiyi sıkça tercih etmeleri ve sözsel iletişimde bu faklı jargonu kullanmaları sağlık hizmeti alan-veren ilişkisinde olumsuzlukların yaşanmasına neden olabilmektedir.

Doktorlar hastaların sırdaşıdır ve çoğu zaman hastalar ailelerinden sakladıkları problemleri onlarla paylaşmaktadırlar. Bu açıdan gereksinim duyulduğunda arayabileceği doktora rahatlıkla ulaşabilmek, hastayı psikolojik açıdan rahatlatmakta ve hastaya güven verebilmektedir. Bazı hastalıklardan veya tıbbi süreçlerden sonuç alınmasının uzun zaman gerektirdiği durumlarda konu daha da önem kazanmaktadır. Örneğin; kanser hastaları, medikal tedavinin yanı sıra psikolojik destek ve güvene de ihtiyaç duyabilmektedirler. Aynı şekilde kısırlık tedavisi gören hastaların da uzun bir tıbbi sürece ihtiyaçları vardır. Zaman alan, bazen üst üste tekrarlanan tıbbi müdahaleler sırasında doktor-hasta iletişimi ve hastanın doktoruna güvenmesi bu anlamda son derece önemlidir.

Hastalar kendi sağlık durumlarının, özel sırlarının ve konuların paylaşılması nedeniyle normal hasta muayenesine ayrılan süreden çok daha fazlasının talep edebilmektedir. İster kamu hastanesi polikliniği olsun, ister özel hastane polikliniği, ister muayenehane hastalar doktorlarıyla tüm tıbbi tanı ve tedavi sürecini detaylı görüşmek isterler. Doktor, muayene sürecinde hastanın eğitim ve sosyo-kültürel durumunu dikkate alarak bu açıdan uygun terminoloji ve üslubu kullanmak zorundadır. Ancak çoğu zaman doktor-hasta iletişiminde bu unsurların önemsenmediği veya göz ardı edildiği öne sürülmektedir.

Özellikle doktorların kullandığı terminolojinin tüm hastalar tarafından anlaşılmadığı ve kullanılan jargonun hasta tarafından anlaşılmamasına rağmen, utanma, çekinme, korku veya başka nedenlerle hasta tarafından doktora sorulmadığı ve durumun doktor hasta iletişimine bir engel teşkil ettiği bilinmektedir. Doktorların kendi meslek grubu çalışanları arasında kullandıkları jargonu hasta ilişkisinde de kullanmaları eğitim, dil veya demografik özelliklerden dolayı iletişimin pozitif seyrine engel olabilmektedir. Bu da, hastaların çareyi günümüzde bilgiye ulaşmanın en kolay yolu internet teknolojilerinde aramalarına neden olmaktadır.

Bu konuda madalyonun iki yüzüne bakmak gerek: Birincisi, tıp uzmanları ve sağlık çalışanları yeni iletişim ve bilgi teknolojileri sayesinde tanı ve tedavi sürecini hızlandırarak ve çeşitlendirerek insan sağlığı alanındaki çalışmaların gelişimine önemli katkılar sağlar. İkincisi ise; tıp eğitimi almamış hastaların kendi sağlıkları hakkında internet üzerinden elde ettikleri hastalık ve tetkik bilgilerini, öğrendikleri tedavi yöntemlerini, izledikleri videoları, takip ettikleri doktor web sitelerini ne kadar doğru anladıkları, bu nedenle ne kadar endişeye kapılıp kapılmadıkları, çevrelerini ne kadar ve nasıl yönlendirip yönlendirmedikleri iyice değerlendirilmelidir.