Editörden-Sayı 1

Değerli okuyucular,

Son yıllarda hız kazanan sağlık sistemimizdeki reform süreci ve Avrupa Birliği’ne uyum çalışmaları nedeniyle sağlık ekonomisi uygulamaları da sık sık gündeme gelmeye başlamıştır. Gerek sistem içindeki kaynakların verimli şekilde kullanılmasına yol göstermesi açısından, gerekse de ulusal geri ödeme sistemi yapılanmasında farmakoekonomik yöntemlerin kullanılmasından çoklukla söz edilir olmuştur.

Gerçekte ülkemizde bu konuya artan ilgi bir tesadüf değildir. Özellikle son on yıldır sağlık ekonomisinin uygulama alanları konusunda benzeri tartışmalar başta Avrupa ülkeleri olmak üzere irili ufaklı birçok sağlık sistemi için yapılmıştır ve halen de yapılmaktadır.

Çünkü sağlık harcamalarındaki son yıllardaki genel artış eğilimi ve kaynak yetersizliği, zenginlik derecesi ne olursa olsun her ülkenin ortak sorunudur. Bu artışın en çok değinilen nedenleri arasında yaşlı nüfusun oranının artması, bilişim teknolojileri nedeniyle halkın sağlık bilincinin gelişmesine bağlı artan sağlık hizmeti talebi, yeni geliştirilen yüksek maliyetli ilaçların (ve diğer tıp teknolojilerinin) hizmete sunumu ve artan araştırma maliyetlerini sayabiliriz.

Ulusal sağlık sisteminde karar alıcı durumundakilerin sorumluluğu, ellerindeki kısıtlı kaynakları en verimli şekilde kullanarak, sorumlu oldukları toplumun sağlık düzeylerini, bu kaynakların elverdiği en yüksek düzeye çekmektir. Bu doğrultuda, ulusal sağlık programlarının geliştirilip önceliklendirilmesi ve optimal sağlık sunum paketlerinin belirlenmesi sürecinde şeffaf ve güvenilir bilimsel yöntemler geliştirilip uygulanmasına gerek vardır. Sağlık ekonomisi bilimi karar alıcılara işte bu yöntemsel çerçeveyi sunmaktadır.

Burada para ile sağlık arasındaki ilişkiye değinmek ve bazı yanlış anlamaları da açıklığa kavuşturmakta yarar görüyorum. Her ne kadar bazı kesimlerce para ile sağlık ilişkisi bir tabu olarak algılansa da, toplum sağlığının geliştirilmesi sürecinde bu ilişkiyi yok saymak gerçekçi değildir. Hükümetlerin genel bütçeden sağlığa ayırdığı oranın belirlenmesi politik bir süreçtir ve sağlık sisteminin satın alma ve sağlığa yatırım yapma gücünü belirlemektedir. Sağlık ekonomisi ise belirlenen bu bütçe çerçevesinde toplum sağlığının en yüksek düzeye getirilmesini sağlayacak yatırım ve hizmet sunumlarının seçilmesini amaçlamaktadır. Sağlık ekonomisi özelleştirme ya da devletleştirme aracı değildir. Sağlık ekonomisi sağlıktan para kazanmayı amaçlamaz. Toplam sağlık harcamalarını artırmayı ya da azaltmayı da amaçlamaz. Temelde sağlık ekonomisi, kendisine yüklenen birçok anlam ve amaçların ötesinde, ekonominin diğer dalları gibi, kısıtlı kaynakları en iyi kullanma biliminden başka bir şey değildir.

Dünyada ise, önceleri Kuzey Avrupa ülkeleri, İngiltere ve Avustralya’da uygulanmaya başlanan sağlık ekonomisi yöntemlerinin kullanımı giderek yaygınlaşmakta ve sağlık sistemlerindeki karar verme mekanizmalarına bu yöntemleri entegre eden ülkelerin sayısı her geçen yıl artmaktadır. Örneğin, geçtiğimiz yıl içinde Almanya ve Güney Kore, ulusal geri ödeme sistemlerinde sağlık ekonomisi değerlendirmelerini zorunlu kılmıştır. Diğer bir deyişle, bu ülkelerde uygun bilimsel yöntemler kullanılarak maliyet yararlılığı kanıtlanmamış yeni tedaviler, sağlık sistemleri tarafın-dan hizmet sunum kapsamına alınmamaktadır.

Ekonomik değerlendirme yöntemlerinin diğer bir boyutu da geri ödeme sistemlerinde çok sık kullanılan maliyet-yarar çalışmalarında, ilaç etkinliklerinin mortalite ve morbidite gibi geleneksel ölçekler dışında, yaşam kalitesi ölçekleri kullanılarak da değerlendirilmesidir. Sunulan sağlık teknolojilerinin yaşam kalitesine etkisinin ölçümü, hem sağlığın tüm boyutlarıyla hem de hasta perspektifinden değerlendirmesini olası kılan bütüncül bir yaklaşım sunmaktadır.Kronik hastalıklarda olduğu gibi tedavi seçeneklerinden birçoğunun, tam iyileşmeden çok bulguları hafifletici etkilerinin olması, ayrıca bazı hastalıklar için önerilen ve kısıtlı fayda sağlayan tedavilerin (örneğin kemoterapi) olası toksik etkileri ile birlikte değerlendirilmesi zorunluluğu da son zamanlarda yaşam kalitesi çalışmalarına verilen önemin artmasına neden olmuştur. Bu nedenle, bu konudaki çalışmaların yaygınlaşarak ülkemize özgün yaşam kalitesi ölçeklerinin geliştirilip kullanılması da büyük önem taşımaktadır.

Sağlık ekonomisi son yıllarda hızlı bir gelişim ve yenilenme sürecindedir. Bu nedenle ülkemizde bu konuda yetkin uzmanların yetiştirilmesinin yanında, farklı sağlık sistemlerindeki güncel uygulamaların izlenip, bilgi ve deneyimlerin paylaşımı büyük önem taşımaktadır. Ancak, başka ülkelerde kullanılan yöntem ve ölçekleri tümden Türkiye’ye uyarlamak çok sakıncalı olacaktır. Her ülkenin sağlık öncelikleri ve bunun ötesinde bireylerinin sağlık seçimleri farklıdır. Bu nedenle ülkemizin gereklilik ve olanaklarını göz önünde bulundurularak özgün mekanizmaların geliştirilmesi son derece önemlidir. Bu değişimi sağlayacak uzmanların yetişmesi için şu anda sağlık ekonomisi ile ilgilenenlerin, konuyla ilgili fikir ve deneyim alışverişinde bulunabilecekleri bilimsel iletişim ortamlarının oluşmasına gerek vardır.

İşte biz de bu bilimsel sürece katkıda bulun-mak amacıyla ve sağlık ekonomisi konusunda Türkçe yayın ve eğitim materyali eksikliğinden de yola çıkarak bu konuya ilgi duyan meslektaşlarımıza “Sağlık Ekonomisi” dergisi ile ulaşmayı amaçladık. Bu dergi hakemli bir bilimsel yayından çok, farklı disiplinlerden geniş bir okuyucu kitlesine ulaşacak bilimsel içerikli bir haberleşme dergisi olarak planlandı. Bu sayede sağlık ekonomisi ile ilgili temel kavramların anlaşılma-sına yardımcı olmayı ve hızla gelişen bu alandaki yenilikleri paylaşarak bu bilimin ülkemizde gelişmesine katkıda bulunmayı umuyoruz. Bu amaç doğrultusunda sağlık idaresi, halk sağlığı, farmakoloji, eczacılık başta olmak üzere farklı disiplinlerden bilim insanlarının katkılarıyla, sağlık ekonomisini birçok farklı açıdan değerlendirmeyi planlıyoruz.

Diğer bir önemli nokta da, derginin tarafsızlığı konusundaki hassasiyetimiz. Özellikle sağlık politikaları gibi güncel, popüler ve bu nedenle de polemiğe açık konularla ilişkilendirilebilecek bir alanda yayın hazırlamanın “iki ucu keskin bir kılıç” olduğunun farkındayız. Bununla beraber, sağlık sisteminde önemli rolü olan tüm paydaşların katkılarını kapsayan bir yayının ülkemizdeki sağlık alanındaki gelişmelere en fazla katkıyı sağlayacağı düşüncesindeyiz. Ancak temel yayın prensibimizi tüm paydaşlara eşit uzaklıkta durarak tarafsız bir yayın hazırlayacak şekilde belirledik.

“Sağlık Ekonomisi” dergisini yılda ilk aşamada dört defa yayınlamayı planlıyoruz. Bu derginin içeriğini oluştururken, temel sağlık ekonomisi kavram ve yöntemlerinin tanıtımı, yayınlanmış ilginç araştırmaların özetlenmesi, farklı ülkelerden ve ülkemizden güncel uygulama ve deneyimlerin paylaşılmasının yanında Kurumlar köşesinde yurtiçi ve yurtdışında yer alan kurumların tanıtımı ile güncel haberler ve konu ile ilgili kongrelerin tanıtımlarını da kapsamayı öngörüyoruz.

Beğeneceğiniz umuduyla

Doğan Fidan