Çocuğunuzu internetten gelen 8 hastalıktan koruyun

‘İnternetten de hastalık bulaşır mı?’ demeyin. İnternetin kitleler tarafından kullanılmaya başlamasından itibaren birçok hastalık yayılıyor.

Uz. Psikolog M. Bayram Ayaz, İdeal Akademi Yayınları’ndan çıkan Sanal Bağımlılık isimli kitabında, en yaygın internet ve teknoloji hastalıkları hakkında şu bilgileri veriyor:

EKRANLA BÜYÜYENLER KENDİNE GÜVEN SORUNU YAŞIYOR

Öncelikle psikolojik sendromlar daha yaygın. Sosyal ağlarda uzun süre kalan gençler sosyal ilişkilerde çekingen davranışlarıyla dikkat çekiyor. Çocukluktan itibaren ekranla büyüyen gençlerin  benlik yapısında kayıplar gözleniyor. Bağımlılık düzeyinde kullanım insan iletişiminde kendine güven sorunlarına yol açıyor. Sosyal iletişimde yüzyüze konuşmaktan kaçınıyorlar. Bunun çeşitli nedenleri var. Başlıca neden dijital ekranlar tamamen kullanıcının güdümünde olmasıdır. Cihazlar insan gibi tepki veren, onaylayan ya da eleştirel mimiklere sahip değil. Halbu ki insan gözü ve beden diliyle davranışları değerlendiren ve sözel ifadeleri ölçebilen özelliktedir. Bu nedenle her gün saatlerce zamanı cihaz başında geçiren bağımlı kişiler yüz yüze iletişimde zorlanırlar.

Okumaya devam et

Sıcaklarda migren ataklarına dikkat

Migren modern çağın en sinsi hastalıklarından biri. Çocuklar dahil milyonlarca kişi bu hastalıkla yaşıyor. Üstelik neden olduğu tam bilinemiyor ve kesin tedavisi henüz yok. Bazı cerrahi çalışmaların başarılı sonuçlar verdiği bilinse de, etkilediği kitle açısından migren halen büyük bir sorun. Migreni olan kişi, özel ve sosyal yaşamını bazı durumlarda bu rahatsızlığa karşı dizayn etmek zorunda dahi kalabiliyor. Sorun bu denli önemliyken, migren hastalarının özellikle yaz sıcaklarına dikkat etmesi gerekiyor. Çünkü sıcak hava migren ataklarını tetikliyor. Yazın neden daha çok migren ağrısı çekeriz, ağrı yaşamamak için neler yapmak gerekir? Medline Sorumlu Müdürü Dr. Koray Akay cevapladı:

Okumaya devam et

Torba Tasarı Meclisten Geçti

saglik-bakanligi-logoTBMM Genel Kurulu’nda, torba tasarı olarak bilinen “Yatırımların Proje Bazında Desteklenmesi, İki İl Merkezinin Değiştirilmesi ve Bazı Kanun ve KHK’larda Değişiklik Yapan Kanun Tasarısı’nın” 80 maddesi, TBMM Genel Kurulu’nda kabul edildi. Tasarıya göre, aile hekimlerinin asgari 8 saat nöbet tutma mecburiyeti kaldırılacak. Aile hekimlerine ve aile sağlığı elemanlarına, belirtilen yerlerde haftalık çalışma süresi ve mesai saatleri dışında nöbet verilecek. Tasarı ayrıca, devlet üniversiteleri ile Sağlık Bakanlığı ve bağlı kuruluşları arasında yürütülen iş birliği ve birlikte kullanım protokollerinin uygulanmasında ortaya çıkan ihtiyaçlar ve sorunlar çerçevesinde düzenleme yapıyor.

14 Kasım Gaziantep Uluslararası Diyabet Sempozyumu

 

14 Kasım Gaziantep Uluslararası Diyabet Sempozyumu

GAHEDER-Gaziantep Aile Hekimleri Derneği, Dünya Diyabet gününde Ülkemiz ve bölgemiz adına büyük bir eğitim organizasyonu sunuyor. 14 Kasım 2013 Perşembe günü Şehitkamil Kültür ve Kongre Merkezinde gerçekleşecek olan sempozyum, Ücretsiz ve tüm gün sürecek olan eğitim süresince, simültane çeviri sunulacak ve tüm hocalarımıza sorular sorulabilecek. Sempozyum, Diyabetle ilgili geniş bir hekim branş kitlesine (aile hekimleri, iç hastalıkları uzmanları, endokrinologlar, psikiyatri uzmanları, halk sağlığı uzmanları), psikologlara (PDR uzmanları), hemşirelere (diyabet hemşireleri), diyetisyenlere, biyo-mühendislik uzmanı ve akademisyenler olmak üzere geniş bir sağlık çalışanı kitlesine hitap etmesiyle ayrıca bir önem kazanıyor. Marka şehir Gaziantep yurt dışından, yurt içinden ve ilimizden sempozyuma katılan misafirlerimizi en iyi şekilde konuk ederek güzel bir organizasyon gerçekleştirecektir. Yurt içi ve yurdışından tüm sağlık çalışanlarını bu seçkin sempozyuma davet ediyoruz. Sempozyuma katılım ücretsiz olup, sertifika verilecektir. Sempozyuma KSÜ Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Anabillim Dalı (AD) Öğretim Üyesi, Sağlık Yüksek Okulu Yönetim Kurulu, Dünya Diyabet Federasyonu, Türk Metabolik Sendrom Derneği ve Türkiye Diyabet Vakfı Mütevelli Heyeti Üyesi Prof Dr. Mehmet Akif Büyükbeşe (Kahramanmaraş) başkanlık edecektir. Oturum başkanlıklarında Bülent Ecevit Üniversitesi Endokrinoloji Bilim Dalı’ndan Doç Dr Taner Bayraktaroğlu (Zonguldak), Fatih Üniversitesi İç Hastalıkları AD Öğretim Üyesi Yard. Doç. Dr Halil Kutlu Erol (İstanbul), Güneydoğu Uluslararası Sağlık Federasyonu Başkanı ve İç Hastalıkları Uzmanı Dr Mustafa Çevik (Gaziantep), Metabolik Sendrom derneği ve Medeniyet Üniversitesi İç Hastalıkları AD Başkanı Prof Dr Aytekin Oğuz (İstanbul), Mustafa Kemal Üniversitesi Endokrinoloji BD’dan Doç Dr Cumali Gökçe (Hatay), KSÜ Sağlık Yüksek Okulu Hemşirelik Bölüm Başkanı Yrd Doç Dr Mehtap Omaç Sönmez (Kahramanmaraş), KSÜ Tıp Fak İç Hast. ABD’dan Prof Dr Mehmet Akif Büyükbeşe (Kahramanmaraş), Şehitkamil Devlet Hastanesi Yöneticisi Uzman Dr Bülent Selim Cansunar (Gaziantep) görev yapacaklardır. İkisi Amerika Birleşik Devletleri’nden (ABD) (Albisser, Eichorst), üçü İngiltere’den (Hassanein, Farooqi, Daly), biri Avustralya’dan (Skinner) katılacak olan bilim insanlarının bir kısmı Türkiye’de ilk olarak Gaziantep’e teşrif etmektedirler. Profesör Albisser aslen elektrik mühendisi olup, biyo mühendislik konusunda uzmandır ve Miami Tıp Fakültesi (Florida)’dan emeklidir, halen bilgisayar üzerinde kendi geliştirdiği bir program üzerinden mükemmel diyabet kontrolü üzerinde eğitimler vermektedir. Eichorst 2004 yılında ABD’de diyabet eğitim uzmanı başkanlığı yapmıştır, her yıl ortalama tüm dünyada 10 kadar ülkede diyetisyenlere eğitimler vermektedir; Chicago’da yaşamaktadır. Hassanein İngiltere Cardif Üniversitesi Endokrinoloji Kürsüsünde Diyabet uzmanı olarak görev yapmaktadır ve Dünya Diyabet Federasyonu (IDF) Diyabet-Ramazan Çalışma Grubu’nda etkin görevi vardır. İngiltere ve Fransa’nın da içinde olduğu uluslararası araştırmaya Gaziantep ‘i de dahil etmeyi düşünmektedir (MADAR projesi). Farooqi; aile hekimi uzmanı bir profesördür. İngilterede diyabet yönetiminde aile sağlığı merkezlerinin yerini anlatacktır. Daly, İngiltere Leicester’da Kraliyet Üniversite Hastanesi’nde 2003 yılında Prof Büyükbeşe ile beraber bulunmuştur. Diyabet hemşiresidir. Skinner, diyabet psikologudur. Avustral’da Charles Darwin Üniversitesi’nde Sağlık Bilimleri Okulu başkanlığı görevini yürütmektedir. 10 yıl önce Prof Büyükbeşe ile Leicester-İngiltere ve Kahramanmaraş sağlık çalışanları arasındaki diyabetli hastalara insülin başlama konusundaki tutumları karşılaştıran ortak bir araştırma yapmışlardır. Sempozyumun açılış konuşmasını Gaziantep Aile Hekimleri Derneği (GAHEDER) Başkanı Dr. Esen Gürsel yapacaklardır.

Suudi Arabistan Türk Medikal Sanayisi İçin Cazip Bir Pazar

Suudi Arabistan Türk Medikal Sanayisi İçin Cazip Bir Pazar

Suudi Arabistan Krallığı Sağlık Bakanlığı’nın himayesinde 19-21 Mayıs 2014 tarihleri arasında başkent Riyad’da gerçekleştirilecek olan Saudi Health Uluslararası Sağlık Fuarı ve Kongresi 2014, Türk medikal sanayisi için yeni kapılar aralayacak.

Suudi Arabistan’da gerçekleştirilecek en büyük sağlık fuarı ve kongresi olma özelliğini taşıyan Saudi Health 2014, Informa Fuarcılık ve Riyad Exhibitons Company işbirliğiyle düzenleniyor. Geçtiğimiz yıl gerçekleştirilen sağlık fuarı sırasında katılımcı şirketlerin yüzde 80’inin bu yılki fuara katılım için sözleşme imzaladığı bildiriliyor.

Bu yıl çok daha fazla katılımcı ve ziyaretçinin fuara gelmesi bekleniyor. Saudi Health 2014 için Türkiye’den TG EXPO Uluslararası Fuarcılık A.Ş. sektörde 20 seneyi aşkın birikimiyle fuara “Türkiye Milli Katılımı”nı gerçekleştirecek.

SUUDİ ARABİSTAN’DA SAĞLIK MERKEZİ İHTİYACI KATLANARAK ARTIYOR

Körfez bölgesinin en büyük veen hızlı artan nüfusuna sahip ülkesi Suudi Arabistan; sağlık hizmetleri sektörünü fuarlarla geliştiriyor.

Ülkede 2016 yılına kadar hastane sayısının 502’ye, yatak kapasitesinin ise 71.000’e çıkartılması hedefleniyor. Önümüzdeki yıl Suudi Arabistan’da toplam sağlık harcamalarının ise 20 milyar doların üzerine çıkacağı belirtiliyor.

Toplamda 54.724 yatak kapasiteli 1925 sağlık merkezi ve 386 hastanenin bulunduğu ülkede, sağlık merkezleri kadınlara ve erkeklere ayrı ayrı hizmet verecek şekilde tasarlanıyor. Bu durum ise ülkedeki sağlık merkezi ihtiyacını birkaç kat artırıyor.

Dünya Sağlık Örgütü (WHO) ülkedeki hastanelere özerklik verilmesini ve Suudi Sağlık Bakanlığı’nın yalnız kılavuzluk rolünü üstlenmesini talep ederken, bu doğrultuda ülkedeki hastanelerin özerkleşmesi için çalışmalar yapılıyor.

Sektördeki büyüme ve özerkleşme ise sağlık alanında GE Healthcare, Fujifilm, Phillips gibi dünya devi firmaların dikkatini bölgeye çekiyor.

Yemen’e ‘Göz Kulak’ oluyorlar

Yemen’e ‘Göz Kulak’ oluyorlar

Yeryüzü Doktorları Göz Nuru Projesi kapsamında Yemen’e ikinci gönüllü sağlık ekibini de gönderdi. Yemen’in Aden bölgesinde katarakt ve Kulak Burun Boğaz hastalarını tedavi etmek için sağlık kampı düzenleyen Yeryüzü Doktorları, 73 Ameliyat ve 369 Muayene gerçekleştirdi. Prof. Dr. Harun Cansız, Uzm. Dr. Ahmet Adnan Cırık, Yrd. Doç. Dr. Sadullah Keleş ve Uzm. Dr. Kenan Yıldırım’ın da aralarında bulunduğu gönüllü doktorlar bölgedeki yetkililerle sağlık sisteminin iyileştirilmesine yönelik görüşmeler gerçekleştirdi.

Yeryüzü Doktorları Göz Nuru Projesi Yemen Gönüllü Sağlık Ekiplerinin ikincisi de muayene ve ameliyatlarını gerçekleştirerek geri döndü. Mayıs ayında 90 katarakt ameliyatı ve 600 poliklinik gerçekleştiren Yeryüzü Doktorları bu kez Göz hastalıkları ve Kulak Burun Boğaz uzmanı doktorlarından oluşan gönüllüleri ile Yemen / Aden’de 73 ameliyat, 369 muayene gerçekleştirdi.

İç çatışmalardan ötürü ekonomi ve sağlık alanında gerileyen Yemen’de çok az sayıda Kulak Burun Boğaz doktoru bulunuyor. Özellikle Aden’de kulak ameliyatlarının zorluğundan ötürü yerel doktorlar bu tür ameliyatları yapamıyorlar. Prof. Dr. Harun Cansız, Uzm. Dr. Ahmet Adnan Cırık, Yrd. Doç. Dr. Sadullah Keleş, Uzm. Dr. Kenan Yıldırım, Anestezist Dr. Ferda Özmen ve Ameliyat hemşiresi Ayşe Yetkin’den oluşan Yeryüzü Doktorları Gönüllü Sağlık Ekibi oldukça zor olan pek çok ameliyatı başarıyla tamamladı ve Aden’de imkânsızlıktan dolayı tedavi göremeyen hastaları sevdiklerinin seslerine kavuşturdu.

Yemen Eyalet Başkanı, sağlık kampının gerçekleştirildiği Nur El Uyun hastanesinde gönüllü doktorları ziyaret etti. Yemen Kızılay Başkanı Dr. Fuad İbrahim Durra da Gönüllü Sağlık Ekibini ziyaret ederek Yeryüzü Doktorları ile ortak projeler geliştirmek istediklerini ifade etti. Yemen Tavasul Derneği kampın son günü bir kapanış gecesi düzenledi. Programa Aden’den önemli isimler katıldı. Yeryüzü Doktorları Saha Koordinatörü Ahmet Yasir Feten yaptığı konuşmada Yeryüzü Doktorları’nın Yemen ve diğer kardeş coğrafyalardaki projeleri hakkında bilgi verdi.

Yeryüzü Doktorları, hastalarla birlikte ailelerinin de yaşamını felç eden göz hastalıklarını iyileştirmek amacıyla başlattığı “Göz Nuru” projesiyle ameliyatların yanı sıra önleyici tedbirler de uygulayarak katarakt ve diğer göz hastalıklarını tedavi etmektedir. Yeryüzü Doktorları’na yapılan bağışlar ve proje ortaklarının destekleri ile yürütülen bu proje ile 2006 yılından beri düzenli aralıklarla başta Nijer, Kenya ve Yemen olmak üzere göz hastalıkları kampları düzenleniyor.

21 Eylül Dünya Alzheimer Günü

Demans (bunama) kader değil, aksine önlenebilir

Çok genel anlamıyla beyni etkileyen bir grup hastalığın yarattığı semptomlara verilen isim olarak tanımlanabilecek olan demans, çoğunlukla 60-65 yaş üzeri yetişkinlerde görülebilen ancak yaşlılığın bir parçası olarak kabul edilmemesi gereken, kendi içerisinde bir hastalıktır. Demans tek bir hastalık sonucu değil farklı hastalıklara bağlı ortaya çıkan bir durumdur. Özellikle bunama dendiğinde de en sık akla gelen durum unutkanlık şeklinde ortaya çıkan hafıza problemleri iken demansı olan kişiler bunun yanı sıra günlük aktivilerini planlama ve yerine getirme (ör: yemek yeme, giyinme vb.), problem çözme, duygu kontrolü ya da eskisinden daha sinirli ya da çok daha sakin olma gibi kişilik özelliklerinde çeşitli değişimler de yaşarlar. Elbette ki tüm bunlar kişinin günlük hayatını ve günlük işlevselliğini oldukça olumsuz yönde etkileyen durumlardır.  

Unutkanlık en önemli demans belirtisi!

 

Bozulan zihinsel fonksiyonlar arasında unutkanlık demansın en önemli semptomlarından biri olarak kabul edilebilir, ancak elbette ki her unutkanlık demansın belirtisi olarak kabul edilmemelidir. Örneğin stres, anksiyete, yorgunluk, uykusuzluk, depresif duygudurumu da unutkanlığa sebep olabilecek ve demanstan ayrı değerlendirilmesi gereken psikolojik durumlardır. Benzer şekilde bazen yaşlıların o sıradaki günlük yaşam olaylarına verdikleri tepkiler ve adaptasyon süreçleri de demansla karıştırılabilir. Örneğin bir akranın ölümü, aile fertlerinden birinin kaybı, ya da fiziksel ve ağır bir hastalıkla karşılaştığında üzgün, mutsuz, dertli olan yaşlılar bu duygularla başa çıkmaya çalışırken bazen unutkanlık yaşanabilir ki bu da demansla karıştırılmaması gereken ve ayrıca psikolojik olarak ele alınması gereken durumlardır. Bu psikolojik durumlarla baş edildiğinde unutkanlık da zaman içerisinde geçer

Zihinsel aktiviteler demansı önleyebilir!

 

Demans elbette her ileri yaştaki yetişkin için bir kader değildir. Araştırmalar beyinde her ne gerçekleşiyorsa gerçekleştiğini ancak belli bazı durumların kişinin bilişsel / zihinsel bir kötüye gidişe dair hassasiyetini artırma ya da azaltma yönünde etkisi olabileceğini göstermekte. Örneğin, bilişsel açıdan zihni uyarıcı aktivitelerde bulunmanın hastalığın gidişatını ve kötüye gidişini yavaşlatmaya yönelik olabileceğine dair son yıllarda elde edilen bulgular var. Özellikle çocukluktan bu yana, kitap okumak, günlük tutmak vs. gibi yazılar yazmak, günlük yaşam problemlerine aktif katılım göstererek çözmeye çalışmak gibi zihni uyarıcı aktivitelerde bulunmanın ileri yaşlara kadar demansın klinik işaretlerini (ör: hafıza kaybı) önlemeye ya da geciktirmeye yardımcı olabileceği söyleniyor. Zihni bu şekilde aktif tutmanın her ne kadar zaman içerisinde bir beyin hastalığı ortaya çıkmaya başlamış olsa da beyindeki sinirsel devrelerin etkin bir şekilde çalışmasına yardımcı olabileceği görülüyor. Yine başka bir araştırma ise ileri yaşlarda sıklıkla zihinsel aktivitelere ağırlık veren yetişkinlerin ortalama düzeyde ağırlık verenlere oranla %33 daha az zihinsel bir kötüye gidiş yaşadığını, çok nadir zihinsel becerilerini kullanan ve geliştirmeye çalışan yetişkinlerin ise %48 daha hızlı bir kötüleşme gösterdiklerini ortaya koymaktadır.  

Tüm bu sonuçlar elbette ki bir sebep – sonuç ilişkisinde değerlendirilmemeli, ancak kişinin daha sağlıklı bir yaşlılık dönemi geçirebilmesi ve beyin sağlığını nasıl koruyabileceğine dair çeşitli önlemler olarak kabul edilmelidir. Sonuçlar bize beden sağlığımızı korumak kadar zihinsel sağlığımızı korumanın ve geliştirmenin de birtakım yolları olduğunu göstermektedir. Özellikle hafıza ve zekayı koruma yönünde okuma, bulmaca çözme, strateji oyunları gibi zihni aktif tutacak ve dolayısıyla güçlü kılacak aktivitelere yönelmek önemli bir adım olabilir. Çocuk yaştan itibaren düşünme ve hafıza becerilerinin geliştirilmesinin öneminden yola çıkarak anne babalar tarafından okuma alışkanlığının geliştirilmesi yönünde çocukların desteklenmesi daha iyi bir yaşlılık dönemi geçirmelerine yardımcı olabilir. Ancak sadece bulmaca ya da sudoku gibi aktiviteler değil, içerisinde hem kendine göre zorlamaların olduğu hem de odaklanma ve konsantrasyonu gerektiren gerçek dünyaya dair aktivitelere yer vermek de oldukça büyük önem taşıyor.  

Hobi edinmek zihni korumaya yardımcı oluyor! 

Sürdürülebilir bir hobi edinmek, yeni bir şeyler öğrenmek ve bunları yaparken de aynı zamanda sosyal ilişkilerin sağladığı uyarılma halini de yaşıyor olmak zihni korumaya yardımcı oluyor. Araştırmalar kişilerin ilişkisel anlamda ne kadar güçlü bağlara sahip olurlarsa başta hafıza olmak üzere birçok bilişsel beceriyi ölçen testlerde daha yüksek başarılar elde ettiklerini gösteriyor. Bu da beyni zihinsel yönden uyarmanın yanı sıra sosyal uyaranları ve dolayısıyla doyurucu ve besleyici ilişkileri hayatın bir parçası yapmayı gerekli kılıyor. Bu nedenle ileri yaşlarda dahi olsa özellikle gençlikte olan çalışma temposunun emeklilik vb. sebeplerle azaldığı bir dönemde gönüllü işlerde çalışmak ya da bir amaca yönelik bir dernek ya da kulüpte faaliyet göstermenin de kişiyi zihinsel anlamda aktif tutacağını söylemek mümkün. Mümkün olduğu kadar aktif bir sosyal yaşam kişinin duygusal sağlığını korumasına yardımcı olduğu kadar hayatta karşılaşabileceği olası streslerle başa çıkmasına da destek olacaktır. Fiziksel egzersizin de beyin ve duygusal sağlık üzerindeki tartışılmaz etkileri göz önünde bulundurulduğunda beyin sağlığı ve daha sağlıklı bir yaşlılık dönemi zihinsel, duygusal ve bedensel sağlığı korumak ve geliştirmekten geçmektedir

SİGNAL, FDI Dünya Dişhekimliği Kongresi’nde yeni ürünlerini tanıttı

SİGNAL,  FDI Dünya Dişhekimliği Kongresi’nde yeni ürünlerini tanıttı

28-31 Ağustos 2013 tarihlerinde  İstanbul’da gerçekleşen FDI 101. Dünya Dişhekimliği Kongresi’nin anasponsorlarından biri olan Signal, Dişhekimliği Fuarı Expodental 2013’deki standını ziyaret eden katılımcılar ile Ar-Ge  çalışmalarını, uyguladığı son teknolojileri ve ağız sağlığına getirdiği innovasyonları paylaştı

FDI (Dünya Dişçilik Federasyonu) tarafından ilk kez İstanbul’da düzenlenen  101. Dünya Dişhekimliği Kongresi, Signal’in desteği ile 28-31 Ağustos 2013 tarihleri arasında 5 kıtadan 16.000’den fazla  katılımcıyı biraraya getirdi.

Signal’in ana sponsorluğunda gerçekleştirilen FDI 2013 Dünya Dişhekimliği Kongresi Bilimsel Programı ile de ilgili çevrelerde büyük ilgi gördü. Kongre, 852 poster ve 348 sözlü sunum olmak üzere kabul edilen 1200 bilimsel çalışma,  4 endüstri sempozyumu, IADR ve Osteointegrasyon Derneği Sempozyumları,  4 ulusal bilimsel dernek paneli, 115 bilimsel konferans,  16 “uzmanına sor” çalışması ve  gerçekleştirilen 29 bilimsel kurs ile büyük bir bilimsel şölen oluşturdu.

Expert Protection, Sensitive Expert, White Now, Signal Kids ve Signal Professional gibi markalarıyla ağız ve diş sağlığında öncü olan Signal, FDI 101. Dünya Dişhekimliği Kongresi içerisinde yer alan ‘Expodental 2013 Fuarı’ kapsamında 4 gün boyunca, katılımcılar ile buluştu.  İstanbul Kongre Merkezi’nde 16500 m2 lik alanda 300’den fazla firmanın katılımı ile gerçekleştirilen fuar içerisindeki Signal standında , katılımcılar Signal’in Ar-Ge  çalışmalarını, uyguladığı son teknolojileri ve ağız sağlığına getirdiği innovasyonları keşfetti.

Toplumda ağız ve diş sağlığı bilincinin gelişmesi ve dişhekimliği sektörünün bilinirliğine önemli bir katkı sağlaması hedefleyen  Dünya Dişhekimleri Birliği (FDI), küresel ölçekte ağız sağlığını  ölçülebilir şekilde artırma hedefiyle, Unilever’in “Ağız Bakım” grubuyla birlikte 2005 yılında benzersiz bir ortaklık oluşturmuştu. Halen  30’un  üzerinde ülkede faal durumda olan bu ortaklık, FDI’ın tek ve en büyük  toplum sağlığı programı olarak “Live. Learn.Laugh” başlığı altında yürütülüyor. Program, dünya çapında toplum ve dişhekimliği  mesleği açısından en göze çarpan ağız sağlığını geliştirme çalışması niteliğinde.

Signal, Fuar’da Dünya Diş Hekimleri Birliği (FDI) ve Türk Diş  Hekimleri Birliği ile işbirliği içinde yürüttüğü programları da paylaştı. Signal, ‘Live.Learn.Laugh’ programın Türkiye ayağı olan ‘Ağzına Sağlık Türkiye’ projesinin yanı sıra Türkiye’de ayrıca “Sağlığı Geliştiren Okullar” projesini de yürütüyor. Bu iki proje ile, Türkiye’deki ağız sağlığı profilinin  saptanmasını ve ağız sağlığının genel sağlığa olan etkilerini ortaya  koyarak toplumsal bilincin yükseltilmesini hedefleniyor.

Suriye’deki Hastaları Tedavi Etmemize İzin Verin

Dünyaca Ünlü 54 Doktordan Dünya Otoritelerine Çağrı;Suriye’deki Hastaları Tedavi Etmemize İzin Verin

Aralarında Yeryüzü Doktorları Başkanı Dr. Kerem Kınık’ın da bulunduğu 54 doktor, Suriye ile ilgili bir bildirge yayınladı. Bildirgede Suriyeli yaralıların tedavi edilmesi için sağlık konusunda ihtisaslaşmış sivil toplum örgütlerinin bölgeye girebilmesinin önünün açılması ve buna yönelik çalışmalar yapılması talep edildi. Dünyaca ünlü hekimlerin imzaladığı ve uluslararası tıp dergilerine giren bildirge ise şöyle;

Suriye’deki çatışma, 2 yıldan daha uzun bir süredir devam ediyor ve tartışmaya açık olarak, Soğuk Savaş döneminden bu yana dünyanın en kötü insani krizlerinden birine dönüştü. Tahmini olarak, çoğu sivil olmak üzere 100.000 kişi hayatını kaybederken, en az bir o kadarı da yaralandı, işkenceye uğradı veyahut istismar edildi. Milyonlarca kişi evlerinden edildi, aileler dağıtıldı ve bir bütün olarak topluluklar yıkıldı. 

Dünyanın her yanından doktorlar ve tıp profesyonelleri olarak, bu vahim durumun boyutları karşısında dehşete düşmüş durumdayız. Durumdan etkilenen sivillerin sağlık yardımına erişememesi ve tıbbi kuruluşların yanı sıra personelin de hedef alınıyor olması bizleri endişelendiriyor. İhtiyacı olan kimselere tedavi ve bakım hizmeti vermek, bizim mesleki, etik ve ahlaki görevimizdir. Bunu doğrudan kişisel olarak yapamadığımız durumlarda ise, hayati önem taşıyan yardım hizmetlerini vermek için kendi yaşamlarını tehlikeye atanlar adına konuşmak durumundayız. 

Tıbbi hizmet çalışanlarına, kuruluşlara ve hastalara yöneltilen sistematik saldırılar, Suriye’nin sağlık sistemini yıpratıyor ve sivillerin kritik tıbbi hizmetlerden yararlanabilmesini neredeyse imkansız hale getiriyor. Şu ana kadar Suriye’deki hastanelerin yüzde otuz yedisi yıkılırken, yüzde yirmisine de ağır hasar verildi. Geçici olarak kurulan klinikler, yaralılar ve hastaların yardımına yetişmeye çalışan tam teşekküllü travma merkezleri haline geldi. Şu an itibariyle tahmini olarak 469 sağlık çalışanı hapiste ve 15.000 doktor da yurtdışına kaçmak zorunda bırakıldı. Bir rapora göre, çatışma başlamadan önce Halep’te 5.000 doktor bulunuyorken, artık sadece 36 tane kaldı. 

Tıbbi kuruluşlara ve personele hedef gözetilerek yöneltilen saldırılar, silahlı çatışmaların kaçınılmaz veya kabul edilebilir bir sonucu değil, kasıtlı ve sistematik eylemlerdir. Bu gibi saldırılar, tıbbın tarafsızlığı ilkesine vicdansız bir şekilde ihanet etmekle eşdeğerdir. 

Çatışmanın doğrudan ve kamu sağlık hizmetlerindeki çöküş ile yetersiz iyileştirici ve önleyici bakımın dolaylı bir sonucu olarak, tıbbi yardıma ihtiyaç duyan insan sayısı hızla artıyor. Korkunç boyutlardaki yaralanma vakalarının bakımı yapılamıyor. Kadınlar, tıbbi yardım olmadan doğum yapıyor. Erkekler, kadınlar ve çocuklar, anestezi olmadan hayati ameliyatlara giriyor. 

Suriye nüfusu, hepatit, tifo ve dizanteri salgınlarına karşı savunmasız durumda[1]. Tıbbi malzeme eksikliği, ciddi ölçüde bulaşıcı bir cilt hastalığı olan ve ağır engellilik haline sebep olabilen şark çıbanı salgınının ağırlaşmasına neden oldu bile. Ayrıca akut ishal vakalarında ciddi bir artış görüldü ve yardım kuruluşları, Haziran ayında Suriye’nin kuzey bölgelerinde bir kızamık salgınının kol gezdiğini belirtti. Bazı bölgelerde, çatışma başladıktan sonra doğan çocukların aşıları yapılmadı. Bu da, ulusal sınırlar içinde kalması beklenemeyecek bir salgına yol açabilir. 

Suriye’nin sağlık sistemi, bir kırılma noktasında. Kanser gibi uzun süreli bakım gerektiren kronik hastalıkları olan hastaların ihtiyaç duydukları tıbbi bakımı alabilecekleri hiçbir yer yok. 

Tıbbi yardımların büyük bir kısmı, Suriye’deki tıbbi personel tarafından sağlanıyor ancak onlar da, çığ gibi büyüyen ihtiyaçlar ve tehlikeli koşullarla mücadele etmek zorunda. Hükümetin koyduğu kısıtlamalar, esnek olmayan uygulamalar ve uluslararası yardım sisteminin bürokrasiyle birleşmesi durumu daha da kötü hale getiriyor. Sonuç olarak Suriye’nin büyük bir kısmı, herhangi bir tıbbi yardımdan mahrum bırakılmış durumda. 

Tıp profesyonellerinin, ihtiyaç sahibi kişileri ellerinden gelenin en iyisini yaparak tedavi etmesi gerekmektedir. Yaralı ve hasta kimselerin tıbbi tedaviye erişmesine izin verilmelidir.  

Doktorlar ve sağlık profesyonelleri olarak, acilen Suriye’deki meslektaşlarımızın saldırı ya da misilleme korkusu olmadan hastaları tedavi etmesine, tehlikedeki hayatları kurtarmasına ve yaşanan acıyı hafifletmesine izin ve destek verilmesini talep ediyoruz. 

Bu çatışmanın içindeki sivillerin maruz kaldığı etkiyi ve sağlık sistemine yöneltilen kasıtlı saldırıları ortadan kaldırmak ve meslektaşlarımızı desteklemek için:

  • Suriye Hükümetini hastanelere, ambulanslara, tıbbi kuruluşlara ve kaynaklara, sağlık personeline ve hastalara saldırmaktan kaçınmaya; tüm hastaların tedaviye erişimine izin vermeye; ve bu gibi ihlal niteliğinde saldırıların faillerini uluslararası düzeyde kabul görmüş standartlar çerçevesinde eylemlerinden sorumlu tutmaya; 
  • Suriye Hükümetiyle ittifak halindeki diğer hükümetleri, özellikle de Rusya’yı, Suriye kuvvetlerinin tıbbi personel, kuruluş, hastalar ve tıbbi kaynaklara saldırmayı bırakmasını ve cephe hatlarının yanı sıra Suriye’nin sınırları boyunca tıbbi malzeme ve bakım hizmetlerinin geçişine izin vermesini talep etmeye;
  • Tüm silahlı tarafları tıp profesyonellerinin yerine getirdiği işleve ve tıbbi tarafsızlığa saygı duyarak, tıbbi yardım ihtiyacı bulunan herkesi tedavi etmelerine izin vermeye ve sağlık kuruluşlarının düzgün bir şekilde faaliyet göstermesine mani olmamaya; 
  • BM’yi ve uluslararası bağışçıları ise, tıp profesyonellerinin çatışmanın başlangıcından bu yana giderek daha da tehlikeli bir hale gelen bir ortamda hayatlarını riske atarak hayati tıp hizmetlerini vermeye çalıştığı hem hükümete hem de karşıt gruplara ait alanlardaki Suriye tıp ağlarına verdikleri desteği arttırmaya davet ediyoruz.

İmzalayanlar:

1. Dr. Salim S. Abdool Karim (Güney Afrika), Güney Afrika Tıbbi Araştırma Konseyi Başkanı ve Güney Afrika AIDS Araştırma Program Merkezi Başkanı, Nelson R. Mandela Tıp Fakültesi, KwaZulu-Natal Üniversitesi

2. Dr. Peter Agre (ABD), Johns Hopkins Bloomberg Halk Sağlığı Okulu’nda Profesör, Ulusal Bilimler Akademisi İnsan Hakları Enstitüsü Eski Başkanı ve 2003 Nobel Kimya Ödülü Sahibi

3. Dr. Salah Al Ansari (Suudi Arabistan), İslami Tıp Komitesi ve Dünya Müslüman Gençlik Yetkili Müdürü

4. Dr. Neil Arya (Kanada), Küresel Hayatta Kalma İçin Hekimler (Physicians for Global Survival) Eski Başkanı, Western Üniversitesi’nde Global Sağlık Ofisi Kurucu Direktörü ve Peace Through Health ortak editörü 

5. Dr. Deborah D. Ascheim (ABD), İnsan Hakları İçin Hekimler (Physicians for Human Rights) Yönetim Kurulu Başkanı ve New York Mount Sinai Sağlık, Kanıt & Politika Bölümlerinde Doçent Doktor ve Klinik Araştırma Müdürü

6. Dr. Holly Atkinson (ABD), İnsan Hakları İçin Hekimler (Physicians for Human Rights) Eski Başkanı ve Müdürü, Mount Sinai Icahn Tıp Okulu Tıp Programında Mount Sinai Küresel Sağlık İnsan Hakları Programı

7. Dr. Roberto Luiz d’Ávila (Brezilya), Brezilya Federal Tıp Konseyi Başkanı

8. Dr. Hany El Banna (Mısır/Birleşik Krallık), Mısırlı Patolog, İnsani Forum ve İslami Yardım Kurucusu ve Uluslararası HIV Fonu Başkanı

9. Dr. Ahmad Hassan Batal (Suriye/Bahreyn), Göz Hekimliği Profesörü, Batal Göz Merkezi Başkanı ve Suriye Göçmen Tıp Derneği Üyesi

10. Prof. Dominique Belpomme (Fransa), Onkoloji Profesörü, Avrupa Kanser ve Çevre Araştırma Enstitüsü (ECERI) Direktörü ve Association pour la Recherche Thérapeutique Anti-Cancéreuse (ARTAC) Başkanı

11. Dr. Gro Harlem Brundtland (Norveç), Dünya Sağlık Örgütü Eski Genel Direktörü, Norveç Eski Başbakanı ve The Elders üyesi

12. Dr. Richard Carmona (ABD), Birleşik Devletler’de Genel Cerrah 

13. Sör Iain Chalmers (Birleşik Krallık), İngiliz Sağlık Hizmetleri araştırmacısı, Cochrane Collaboration kurucularından biri ve James Lind Kütüphanesi ile James Lind İttifakı’nı İçeren James Lind İnisiyatifi Koordinatörü 

14. Dr. Lincoln Chen (ABD), BRAC-ABD Makamı

 15. Yaolong Chen (Çin), Testing Treatments interactive Editörü, Çin GRADE Merkezi kurucularından biri 

16. Sör Terence English (Birleşik Krallık/Güney Afrika), İngiltere Kraliyet Cerrahlar Koleji Eski Başkanı, İngiliz Tıp Birliği Eski Başkanı (1989-1992 yılları arası). İngiltere’nin ilk başarılı kalp naklini gerçekleştirmiştir.  

17. Prof. Atul Gawande (ABD), Harvard Halk Sağlığı Okulu ve Harvard Tıp Okulu’nda Cerrah, Yazar ve Profesör

18. Dr. Elizaveta Glinka (Rusya), Palyatif sağlık hayır kurumu Spravedlivaya Pomosh (Adil Yardım) kurucusu ve başkanı

19. Dr. Fatima Haji (Bahreyn), Romatolog ve İç Hastalıkları Mütehassısı, Salmaniya Medikal Kompleks

20. Dr. Rola Hallam (Suriye/Birleşik Krallık), Hand in Hand for Syria (Suriye için el ele) Medikal Komitesi ve Dünya Anestezi Cemiyeti, (Büyük Britanya ve İrlanda Anestezistler Birliği) Sekreteri

21. Dr. Fatima Hamroush (Libya), Libya Geçiş Hükümeti Eski Sağlık Bakanı, Irish Libyan Emergency Aid (İrlanda Libya Acil Yardım) Başkanı 

22. Prof. Dr. Harald zu Hausen (Almanya), Nobel 2008 Tıp Ödülü sahibi

23. Dr. Monika Hauser (Almanya), Jinekolog ve Medica Mondiale CEO’su 

24. Dr. Ira Helfand (ABD), IPPNW Eşbaşkanı ve Sosyal Sorumluluk Hekimleri, Kurul Üyesi (ABD)

25. Dr. Jules Hoffmann (Fransa), Nobel 2011 Tıp Ödülü sahibi

26. Dr. Richard Horton (Birleşik Krallık), The Lancet Editörü

27. Dr. Unni Karunakara (Hindistan), Médecins Sans Frontières/Sınır Tanımayan Doktorlar Uluslararası Başkanı

28. Dr. Michel Kazatchkine (Fransa), BM Genel Sekreteri Doğu Avrupa ve Merkez Asya’da HIV/AIDS’ten Sorumlu Özel Elçisi 

29. Dr. Kerem Kınık (Türkiye), Yeryüzü Doktorları Türkiye Başkanı (Doctors Worldwide)30. Dr. Sergey Kolesnikov (Rusya), Nükleer Savaşın Önlenmesi İçin Uluslararası Hekimler Rusya Eşbaşkanı, Moskova Devlet Üniversitesi Profesörü ve Tüm Rusya (All-Russia) Sosyal Hareketi Eşbaşkanı “Kişilerin korunmasına yönelik”

31. Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı (Türkiye), Türkiye İnsan Hakları Vakfı Başkanı ve Türkiye Adli Tıp Uzmanları Derneği kurucularından biri

32. Dr. Robert Lawrence (ABD), John Hopkins Bloomberg Halk Sağlığı Fakültesi’nde Çevresel Sağlık Bilimleri, Sağlık Politikası ve Uluslararası Sağlık Profesörü, John Hopkins Bloomberg Halk Sağlığı Okulu’nda Yaşanabilir Bir Gelecek Merkezi kurucusu ve İnsan Hakları İçin Hekimler eş kurucusu 

33. Dr. Kgosi Letlape (Güney Afrika), Afrika Medikal Birliği Başkanı ve Tshepang Trust İcra Direktörü

34. Dr. Mohammed G. A. Al Maadheed (Katar), Katar Kızılayı Başkanı, Uluslararası Kızıl Haç ve Kızılay Federasyonu Başkan Yardımcısı (Asya) 

35. Serigne Magueye (Senegal), dünyaca ünlü fistül cerrahı, Dakar Üniversitesi Ürojinekoloji Başkanı ve Grand Yoff Genel Hastanesi Üroloji Başkanı. 1994’te Ruanda’daki Afrika Birliği kuvvetleri için saha travma uzmanlığı yaptı ve BM Tıp Barış Madalyası ile ödüllendirildi.

36. Dr. Jemilah Mahmood (Malezya): Malezya Medikal Yardım Cemiyeti kurucusu ve eski başkanı (1999-2010), DARA Kurul Üyesi, İnsanlığa Hizmet İçin Isa Ödülü sahibi 

37. Dr. Paul McMaster (Birleşik Krallık), Sınır Tanımayan Doktorlar (Médecins Sans Frontières) ile Suriye’de çalışan cerrah

38. Dr. Denis Mukwege (DRC), Güney Kivu İlçesi, DRC Panzi Hastanesi kurucusu ve tıbbi müdürü

39. Dr. Robert Mtonga (Zambiya), Nükleer Savaşın Önlenmesi İçin Uluslararası Hekimler Eşbaşkanı

40. Ekselansları Dr. Laila Negm (Mısır), Arap Devletleri Ligi, Sağlık ve İnsaniyet Departmanı Direktörü 

41. Dr. Rose Nyabanda (Kenya), Kenya’daki Kenyatta Ulusal Hastanesi Radyoloji Başkanı

42. Profesör Sör Michael Rawlins (Birleşik Krallık), Kraliyet Tıp Cemiyeti Başkanı

43. Dr. Tilman A Ruff (Avustralya), Melbourne Üniversitesi, Nossal Küresel Sağlık Enstitüsü’nde Doçent Doktor, Nükleer Savaşın Önlenmesi İçin Uluslararası Hekimler Eşbaşkanı

44. Prof. Hamid Rushwan (Sudan/Birleşik krallık), (Uluslararası Jinekoloji ve Obstretrik Federasyonu) CEO’su 

45. Dr. Abdulghani Sankari (ABD), Suriye Amerikan Tıp Topluluğu Eski Başkan Yardımcısı, Wayne State Üniversitesi-VA Sağlık Hizmetleri Araştırma ve Geliştirme Merkezi’nde Hekim ve Araştırmacı, Birleşik Devletler Gazi İşleri Bölümü

46. Dr. Eloan dos Santos Pinheiro (Brezilya), Oswaldo Cruz Vakfı Eski Müdürü

47. Dr. Babulal Sethia (UK), Birleşik Krallık Kraliyet Tıp Cemiyeti Seçilmiş Başkanı

48. Dr. Annie Sparrow (Avustralya), UNICEF Somali Sıtma Programı Eski Müdürü, Yoğun Bakım Çocuk Doktoru ve Mount Sinai New York, Icahn Tıp Fakültesi’nde Küresel Sağlık Profesörü

49. Dr. Imtiaz Sooliman (Güney Afrika), Afrika’nın en büyük yardım organizasyonu Gift of the Givers Kurucusu ve Başkanı 

50. Dr. Laila Taher Bugaighis (Libya), Bengazi Medikal Merkezi Genel Direktör Yardımcısı, RCOG Londra Üyesi, Kıdemli Öğretim Üyesi. Şiddete Karşı Ulusal Koruma Komitesi Başkanı ve Kurucusu ve de Al Tawafuk Al Watani Demokratik Organizasyonu Eş Kurucusu

51. Prof. Prathap Tharyan (Hindistan), Hıristiyan Medikal Koleji, Vellore, Hindistan’da Psikiyatri Profesörü. Güney Asya Cochrane Ağı Koordinatörü ve DSÖ-Uluslararası Klinik Araştırmalar Kayıt Platformu’nun Bilimsel Tavsiye Grubu Üyesi

52. Dr. Michael Van Rooyen (ABD), Harvard Tıp Fakültesi’nde Profesör, Brigham ve Kadın Hastanesi, Acil Tıp Bölümünde Uluslararası Sağlık ve İnsaniyet Programları Bölüm Müdürü ve Harvard İnsaniyet İnisiyatifi Direktörü 

53. Dr. Vasiliy Vlassov (Rusya), Kanıta Dayalı Tıp Rusya Cemiyeti Başkanı 

54. Prof. Ron Waldman (ABD), Dünya Doktorları -ABD Yönetim Kurulu Başkanı ve Global Health: Science and Practice Başeditörü