Aile Hekimliği Türkiye Araştırmasının sonuçları

Sağlık-Sen’in Türkiye çapında yaptığı araştırma sonuçlarına göre aile hekimleri, bürokratik müdahaleler ve keyfi ceza mekanizmalarının, görevlerini yapmalarını zorlaştırdığını düşünüyor.

Sağlık-Sen’in Türkiye çapında yaptığı araştırma sonuçlarına göre aile hekimleri, bürokratik müdahaleler ve keyfi ceza mekanizmalarının, görevlerini yapmalarını zorlaştırdığını düşünüyor.

Sağlık-Sen Genel Başkanı Metin Memiş, ilaç tüketiminin artmasında aile hekimlerini suçlayıcı yaklaşımları eleştirerek, sorunun halkın ilaç tüketimi konusundaki bilinçsizliğinden ve akılcı ilaç tüketimi konusunda ulusal eylem planı bulunmamasından kaynaklandığını söyledi.

Aile hekimlerinin ilaç kullanımı konusunda sahada yalnız kaldığını belirten Memiş, “Aile hekimine istediği ilacı yazdırmak için giden vatandaş, talebi gerçekleşmediğinde aile hekimini şikayet ediyor. Mülki amir anında soruşturma başlatıyor. Aile hekimleri, vatandaşların bilinçsizliğiyle keyfi denetim mekanizmalarının mağduru olmaktadır. İlaç kullanımında israfı önlemek için, vatandaştan 3 TL almak, aile hekimini cezalandırmak çözüm değil. Tüm tarafları kapsayacak ve bütünlük içinde uygulanabilecek yapısal tedbirler alınmalı” dedi.

Aile hekimlerine fazla ilaç yazdığı gerekçesiyle negatif performans uygulanması fikrinin, hali hazırda uygulanan meslek onurunu zedeleyici ceza mekanizmalarından farklı olmayacağını ifade eden Memiş, “Soruna samimiyetle çözüm aranıyorsa, akılcı ilaç kullanımını teşvik edici tedbirler almak daha çağdaş bir yaklaşım olur. Akılcı ilaç kullanımı konusunda ulusal bir eylem planı oluşturulmalı, eğitimler yaygınlaştırılmalıdır” dedi.

SAĞLIK-SEN’DEN AİLE HEKİMLİĞİ TÜRKİYE ARAŞTIRMASI

Sağlık-Sen’in Türkiye çapında yaptığı araştırma sonuçlarına göre aile hekimleri, bürokratik müdahaleler ve keyfi ceza mekanizmalarının, görevlerini yapmalarını zorlaştırdığını düşünüyor. Araştırmaya katılan aile hekimlerinin yüzde 93’ü ceza cetvelindeki kriterlerin objektif olmadığını düşünüyor. En çok baskı hissettikleri sorunları, idarecilerin hesap sorucu yaklaşımları ve sürekli değişen mevzuat uygulamaları olarak gösteriyorlar. Denetim ve disiplin mekanizmalarının idarecilerin keyfi tutumlarını önleyici netlikte olması ve pozitif performans gibi beklentilerini ortaya koyuyorlar.

Araştırmaya katılan aile hekimleri ayrıca halkın aile hekimliği ile ilgili bilgisinin artırılması ve sorumluluk bilincinin oluşturulması için, Sağlık Bakanlığının tanıtım yapmasını istiyor.

Türkiye genelinde 362 aile hekimi ve aile sağlığı çalışanının katıldığı araştırmanın diğer sonuçları ise şöyle:

– Aile hekimleri ve aile sağlığı çalışanlarının yüzde 71’i evde bakım hizmetlerinin kendi görev alanlarından çıkartılmasını istiyor.

Aile hekimleri evde bakım hizmetlerinin genel olarak hastanelerdeki tedavilerin devamı niteliğinde olduğu için bu hizmetin kendi görev alanlarından çıkartılması gerektiğini düşünüyor. Aile hekimleri bu hizmetlerin hastaneler bünyesinde kurulacak evde sağlık hizmetleri birimleri tarafından yürütülmesini öneriyor.

– Araştırmaya katılanların Yüzde 82.2’si “Kanser, kronik hastalıklar gibi ileri tetkik gerektiren hastalıklarla ilgili tarama görevi Aile Hekimliği görev alanından çıkartılmalıdır” görüşünü dile getiriyor.

Kanser gibi ileri tedavi gerektiren hastalıkların takibinin uzman hekim kontrolünde olması gerektiğini belirten aile hekimleri, bu tür hastaların izlem ve taramalarının kendilerinin sorumluluğunda olmasından kaynaklanan hukuki problemler yaşanabileceğine dikkat çekiyor.

– Katılımcıların yüzde 78’i mobil hizmetler ile ilgili kriterlerin, coğrafi koşullar ve nüfus yoğunlukları göz önünde bulundurularak yeniden değerlendirilmesini istiyor.

Aile hekimleri, mobil hizmetlerle ilgili getirilen süre standartlarının uygulanabilir olmadığını düşünüyor.

– Yüzde 76’sı aile hekimliklerine getirilen sınıflandırmaları doğru bulmuyor ve Bakanlığın aile sağlığı merkezlerini A sınıfı kriterlere kavuşturarak aile hekimlerine teslim etmesini istiyor.

– Aile hekimleri ve aile sağlığı çalışanlarına nöbet görevi verilmesinin günlük hizmet akışını olumsuz etkilediğini düşünen ve nöbet verilmemesini isteyenlerin oranı ise yüzde 82.

– Aile Sağlığı hizmetlerinde devletin ikinci bir aile sağlığı çalışanı istihdam etmesini isteyenlerin oranı yüzde 90.

– Katılımcıların yine yüzde 90’lık kesimi, yıllık izin kullandıklarında performans gelirlerini alamamalarını haksızlık olarak değerlendiriyor.

– Aile hekimleri ve aile sağlığı çalışanları gelirlerinin tamamının emekliliğe yansıtılmasını istiyor.

Kaynak : haber3 

Sağlık araştırmalarında yılların deneyimi